Bursa futbolunun fikir, düşünce, yorum ve arşiv sitesi...
Bursaspor Süper Lig Taraftar Köşesi Kale Arkası Yazarlar Röportajlar Grup Çeynç İletişim  
.



Adnan Örnek Röportajı

Bursaspor.net''in konuğu Kaptan Adnan Örnek
Uğur Çelikkol : Sayın Örnek röportajımıza hoşgeldiniz. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
 
1965 yılında Bursa’da doğdum. Eşim gibi ben de spor akademisi mezunuyum. Eşimle üniversitede tanışmıştık. 13 ve 8 yaşlarında iki oğlum var. Bursaspor’la ilk tanışmam ortaokul çağlarımda oldu. 1977 yılında minik takımda oynama başladım. 1986 yılında ilk resmi maçıma çıktım. Yaklaşık 30-31 sene Bursaspor’da görev aldım. 6 yılı kaptan olmak üzere toplam 12 yıl A Takım’da oynadım. 1998 yılında futbolu bıraktım. Futbolu bıraktıktan 1 sene sonra İngiltere’de staj görerek ardından TFF Teknik Direktörlük Diploması almaya hak kazandım. Yaklaşık 8 yıldır da antrenörlük hayatıma devam ediyorum.
Uğur Çelikkol : Bursaspor’da çeşitli pozisyonlarda görev aldınız. Son olarak alt yapıya yönelik çalışmalarınız oldu ve altyapı sorumlusuydunuz. Bir zamanlar Bursaspor’un altyapısı Türkiye’ye damgasını vurmuş bir altyapıydı. Şu andaki altyapı organizasyonu ile o dönemlerdeki altyapıyı karşılaştırır mısınız?
 
Benim oynadığım dönemlerde takım sayısı daha azdı. Neredeyse hiçbir takımın altyapı organizasyonu yok gibiydi. Yabancı oyuncu kontenjanı sınırlıydı. “Bosman Kanunu” yürürlüğe girmemişti. Bilindiği gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Hollanda’lı futbolcu Bosman’ın açtığı “futbolcular esir değildir” konulu başvuruyu kabul ederek sözleşmesi biten oyuncuların serbest kalmasına karar verdi. Kanunun çıkmasının ardından yabancı oyuncu kontenjanın artması ve ikinci liglerde yabancı oyuncu transferlerinin başlaması ile altyapıdan çıkan oyuncu sayısı azalma gösterdi. Nüfus dağıldı ve şehirler büyüdü. Eskiden Bursa dendiğinde akla ilk gelen sadece Bursaspor olurdu. Bugün ise birçok profesyonel ve amatör ekiplerin altyapı organizasyonları mevcut.
 
BİZİM NESLİN SON ÖRNEKLERİNDENİM
Ben de altyapıdan yetiştim. Bursaspor’da ilk oynadığım dönemde takımın başında Ömeragiç vardı. Daha sonra Nevzat Güzelırmak ve Basri Ukuşer dönemlerinde de oynamaya devam ettim. Eski dönemlerde Bursaspor’da oynamak bugüne oranla daha basitti. Maddi imkanlar kısıtlıydı ve daha iç içeydik. Futbolcular yüksek rakamlar karşılığı transfer edilebiliyordu. Kulüpler bu etkenlerden dolayı mecburen altyapıya yöneliyorlardı. Bu da altyapıdan daha çok futbolcu yetişmesine sebep oluyordu.Fakat günler geçip dünya globalleştikçe, Avrupa ve Türk futbolu iç içe girince altyapıdan yetişen oyuncusu sayısında azalma oldu. Çeşitli futbol okulları açıldı ve değişik organizasyonlar içine girildi. Bursaspor ise bu geçiş dönemini iyi atlattı. Biz de bu dönemde takımda yer bulan şanslı futbolculardan biriyiz. Altyapıdan yetişip 12-13 yıl gibi uzun bir dönem Bursaspor’a hizmet eden ender futbolculardan biriyim. Benim gibi, altyapıdan yetişip yıllarca kendi takımında oynamış ve daha sonra teknik adamlığa soyunmuş isimler giderek azalıyor. Neslimizin son örneklerinden biriyim.
 
Uğur Çelikkol : Bahsettiğiniz dönemde altyapıdan yetişen ve sizin de içerisinde bulunduğunuz jenerasyon, gerek Inter-Toto Kupası’nda ve gerekse İstanbul takımlarına karşı iyi neticeler alan bir kadro olarak hafızalarda yer edindi. Fakat sizin jenerasyonunuzdan sonra aynı başarıyı devam ettiren bir altyapı yok gibi…
 
Şu anda çok iyi bir jenerasyon var. 3 yıl boyunca alt yapı koordinatörlüğü yaptım. Özellikle 1990-92-94-95 ve 1987 doğumlular futbol hayatlarını iyi bir şekilde devam ettiriyorlar. Fakat önemli olan bu çocukların A takımlarda yer alması. Futbolcular yetişiyor ama yukarılarda kendine yer bulması zorlaşıyor. Bizim zamanımızda yabancı kontenjanı sayısı 1 veya 2 idi. Kulüpler altyapıdan yetişen futbolcuları oynatıyorlardı. Bugün yabancı kontenjanındaki artış aradaki uçurumu açtı. İstanbul takımlarının aldığı yabancılar çok daha kaliteli olmaya başladı ve futbolcu maliyetleri arttı. O takımlarda tabii ki altyapıdan gelerek a takımda yer almak daha zor. Bizim altyapımızdan yetişen futbolcular onlara nazaran daha şanslılar. Hasan Bora zamanında yetişen grubun bir öğrencisiyim. Gerçekten bizim jenerasyonumuz müthişti. İşte böyle bir jenerasyon yakalıyorsunuz ve bu oyuncular formayı alıyor ve gidiyor. 6-7… sene sizi taşıyabiliyorlar. Takımın iskeletini kuruyorsunuz ve yanlarına kaliteli yabancı futbolcuları koyarak sıkı bir takım oluşturuyorsunuz. Takım içerisinde yavaş yavaş Bursasporluluk bilincini aşılıyorsunuz ve o futbolcular uzun yıllar beraber oynadıklarından, yanlarına gelen kaliteli yabancılarla birlikte başarılara imza atıyorlar.
 
Uğur Çelikkol : Yabancı futbolcu sayısının arttırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Son dönemde Fifa, yabancı kuralıyla ilgili bazı önlemler aldı. Geçen seneden itibaren Türkiye liglerinde de bu önlemler uygulanmaya başladı. Her takım kadrosunda 1986 ve daha yukarı yaşlarda 2 tane oyuncu bulundurmak zorunda. Avrupa kupalarında katılacak takımlar için bu rakam 4 e çıktı. 2 tanesi saha içinde, 2 si ise kulübede oturmak zorunda. Bu futbolcular o kulübün ya öz kaynaklarından; ya da ülkenin altyapılarından birinden yetişmek zorunda. Yakında sınırlamalar da geliyor. Eğer bu tip sınırlamalar da gelirse, altyapı organizasyonu biraz daha şekillenecektir diye düşünüyorum.
 
Uğur Çelikkol : İstanbul takımları bir sürü yabancı futbolcu arıyorlar ve Anadolu takımları bununla mücadele edemiyor. Bir bakıyorsunuz kadroların hemen hemen tamamı yabancı futbolcuyla doluyor ve adaletsizlik oluyor…
 
Futbol sisteminde yeterince adaletsizlik mevcut. Öz kaynak gelirlerinde ve gelir dağılımında farklar açıldıkça bu adaletsizlikte giderek büyüyor. Avrupa’da hiçbir federasyon bütçe fazlası vermez. Tüm fazlayı altyapı organizasyonlarına aktarır. TFF’da büyük ihtimalle böyle bir çalışma yapıyor. Fatih Terim’le beraber başlayan bu atılımın ilk tartışıldığı dönem bir önceki federasyon oldu. Fakat şimdiki federasyon işleme soktu.. Böylesine bir kaynak, altyapı organizasyonları için büyük fırsat. Aynı zamanda 3-4 yıldır bahsettiğim 13-15 yaş grubu oyuncuların yer aldığı Akademi Ligi nihayet kuruluyor. Bunların yanında, Bursaspor’da da özellikle Levent Kızıl, Hikmet Şahin ve Erkan Körüstan’ın altyapı için verdiği katkıların önemini vurgulamalıyım.
 
Uğur Çelikkol : 1998 de faal futbolculuğu bıraktınız. Peki daha sonra, sizi futbol antrenörü olmaya iten sebep, altyapıda hoca olarak göreve başlamanıza sebep olan nedir?
 
ALTYAPI SORUMLUSU OLARAK HIZMET ETTİĞİM İÇİN MEMNUNUM
Bursaspor’da göreve, ilk olarak 1999 yılında Nejat Biyediç Bursaspor teknik direktörüyken başladım. İngiltere’deki altyapı ve üstyapı ile ilgili eğitimimi tamamladıktan sonra Bursa’ya dönerek 2-3 sene A takımda antrenörlüğe devam ettim.. Son olarak Hagi’nin yardımcılığını yapmıştım. Hagi’nin istifasıyla birlikte ben de görevimden ayrıldım. Hagi’nin de yardımlarıyla, Valencia’nın o dönemdeki teknik direktörü Rafael Benitez’in yanında staja başladım. Hagi ile Benitez’in hukuku geçmişe dayanıyor. Hagi Real Madrid’de oynarken, Benitez ise Real Madrid genç takımının başındaymış. Aralarındaki bu dostluğun, benim orada staja başlamamda büyük etkisi oldu. Hagi ile aramızda çok iyi bir diyalog vardı ve hâlâ aynı şekilde devam ediyor. Hagi şu anda futbolun gelişimi, altyapı ile ilgili konularda Fifa ve Uefa projelerinin birkaçında yer alıyor. Valencia’da yaptığım stajın bitmesinin ardından Bursa’ya geldiğimde teknik direktör yine Nejat Biyediç’ti. Sayın Hikmet Şahin benim o günkü oluşumun içinde yer almamı istemişti ve alt yapı sorumluluğu görevini almıştım. O gün, bu görevi kabul ettiğime çok memnunum.
 
Uğur Çelikkol : Sizin jenerasyondan galiba antrenörlüğe devam eden çok isim yok gibi…
 
AYBABA İLE ÇALIŞMAYA GÖNÜLSÜZ BAŞLADIM
Söylediğin üzere, çok fazla yok gibi. Aralarında altyapı sorumluluğu yapan bir tek ben varım. Kimse böyle bir görevi üstlenmedi benim jenerasyonumdan. Benden önce Hasan Bora, Beyhan Çalışkan ve Sinan Gür gibi değerli isimler altyapı sorumluluğu yapmışlardı. Altyapıdaki görevimi Samet Aybaba’nın Bursaspor teknik direktörlüğe getirilmesine kadar devam ettirdim. Samet Aybaba geldiğinde de altyapıdaki görevimi bırakmak istememiştim. Çünkü bu tip görevler uzun ve programlı bir çalışma süresi ister. Fakat istemeden de olsa bu görevimden ayrılıp, yardımcı antrenörlük görevine başladım. Bu görevi kabul etmemde; Bursaspor’un içinde bulunduğu konum, biraz yönetim ve başkanın zorlaması, genç çocukların a takımda fazla miktarda bulunması ve Bursa’yı ve takımı tanıyan Bursalı bir yardımcı antrenöre ihtiyaç duyulması çok önemli faktörlerdir. Bu faktörler beni, altyapıdaki görevimden ayrılarak; Samet Aybaba’nın yanında yardımcı antrenörlüğe, gönülsüz de olsam, başlamama sebep oldu.
 
Uğur Çelikkol : Yani siz esasında altyapıdaki görevinizde devam etmek istiyordunuz. Fakat buna rağmen görevinizden alındınız ve istemediğiniz bir göreve başlatıldınız…
 
YARDIMCI ANTRENÖRLÜK GÖREVİNİ BEN İSTEMEDİM
Şunu belirtmeliyim ki; bu konuyu hem Sayın Başkan ile hem de Samet Aybaba ile paylaştım. A takım kadrosunda yardımcı antrenörlük istemediğimi açıkça söyledim. Buna rağmen özellikle Sayın Başkan, benim bu görevi yapmam gerektiğini söyledi. Görevi almak zorunda kaldım. Son dönemlere doğru sıkıntılarım baş gösterdi. İşin doğrusu başıma gelecekleri önceden biliyordum. Çünkü Bursaspor’a teknik direktör arayışlarında ismim hep ön plana çıkıyordu. Özellikle altyapıda bayağı verimli çalışmalar yapmıştım. O dönemki kadroda 8 tane altyapıdan futbolcu bulunuyordu. Tabii her şey üst üste geliyor; Federasyon tarafından ödüller veriliyor ve Uefa ‘nın geleceğe yön verecek 10 teknik adam listesine seçiliyordum. Sanıyorum bu gelişmeler ve yükselişim rahatsızlık verdi.
 
BAŞARILARIM KISKANILIYOR
Bursaspor’la ilgilenen teknik isimlere bunlar rahatsızlık veriyor olabilir. Fakat benim Bursaspor teknik direktör adayı olmam kadar doğal bir şey yok. Futbol yaşamı boyunca sadece Bursaspor’da oynayan birkaç futbolcudan birisiyim. Divan Kurulu üyesiyim ve bu takımda 6 sene kaptanlık yaptım. Avrupa’da çok önemli eğitimler alıp; çok önemli isimlerin yanında stajımı yaptım. Futbol bilgim ve zekam Bursaspor’da teknik direktör adayı olmam için gayet yeterli olduğumu gösteriyor.
 
Uğur Çelikkol : Genelde, geçmişte izlediğimiz ve tasvip ettiğimiz bir teknik direktör gelse hemen “ekibini de getirdi” derler. Samet Aybaba’da da böyle bir durum söz konusu oldu mu? Eğer olduysa yönetimle karşı karşıya mı kaldılar? Acaba yönetim Aybaba’ya “Siz dışardan antrenör getirmeyin, bizim, sizinle çalışmasını istediğimiz bir antrenörümüz var ve onunla çalışmanızı istiyoruz” gibi bir teklifte bulunmuş olabilir mi?
 
Teknik direktörlerin kadrolarını yanlarında götürmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Teknik direktörün görevde kalacağı süre açısından kendi ekibiyle beraber çalışması daha olumlu olur. Fakat benim durumumu ele alırsak; görevinde başarılı ve Uefa’nın bile konuştuğu bir ismi yerinden alıp kendi rızası olmadığı halde başka bir yerde göreve başlatıyorsanız, 6 ay gibi kısa süre sonra çeşitli problemlerle karşı karşıya kalmanız muhtemel. İşte bu noktada Bursalı teknik adam-antrenör yetiştirme, onlara yer verme ve daha birçok ilkeyle ters düşmüş oluyorsunuz. Esas sıkıntı da burada.
 
Uğur Çelikkol : Ve daha sonra kendi kararınızla ayrıldınız…
 
ONURLU BİR BURSASPORLU OLARAK İSTİFA ETMEM GEREKTİĞİNE KARAR VERDİM
Onurlu bir Bursasporlu olarak, huzurun olmadığı yerde verimin de olmayacağını düşündüm ve görevimden ayrıldım. Bu kararımı Sayın Yazıcı dışında kimseyle paylaşmamıştım. Eğer böyle bir karar alıyorsam kimseyle paylaşmama gerek yoktu. Ben kararlarımı kendim alırım. Açıkçası bu kararımı Bursaspor Başkanı’na bildirdiğimde herhangi bir yorum yapmasını da beklemedim. 2 yıllık daha sözleşmem vardı. Görevden ayrılırken, arkamda 2 yıllık daha devam eden sözleşmemin karşılığı olan bir meblağı da bıraktım. Kayıtsız-şartsız istifa ettim. Samet Aybaba, benimle çok rahat çalıştığını ifade etmiş. Tabii ki bir teknik direktörün yanında yardımcı antrenörlük yapıyorsanız rahat bir ortamda çalışma mecburiyetiniz var. Ve her halükarda gördüklerinizi teknik direktöre anlatmak zorundasınız.
 
Uğur Çelikkol : Sizin yerinize Ersel Uzgur getirildi. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?
 
Ersel ile çok iyi bir geçmişimiz var. 5-6 sene aynı odada kalmıştık. Ersel hakkında zaten teknik kadroya dahil edilmesiyle ilgili de bazı söylentiler çıkmıştı. Ben ayrıldıktan sonra yerime Ersel getirildi. Bana göre bazı farklı şeyler söz konusu fakat bunlardan bahsetmek istemiyorum. Her teknik direktörün kendi istediklerini yapma hakkı var. Bunu doğal karşılamak gerekli. Şunu söyleyebilirim ki; başarılı olabilmek için teknik kadro veya yönetimin içinde kulübün menfaatlerini düşünen ve bu menfaatleri sadece 1-2 kişinin sorumluluğuna bırakmayan bir organizasyonun olması gerekli. Eğer bunu sağlayamıyorsanız değişimler kaçınılmaz olur. Bence yönetimler çok daha sağlıklı kurumsal ve idari işler yapmalı.
 
Uğur Çelikkol : Yeni sezon öncesi ilk antrenman taraftara açık yapıldı. Ve Özlüce’de yapılan bu antrenmanda bazı taraftarlar Aybaba’ya tepkilerini gösterdiler. Acaba bir kısım taraftarın Aybaba’yı kabullenememesinin yanında; sizin de görevden ayrılmanız bu tepkileri arttırmış olabilir mi?
 
TARAFTARIN TEPKİSİ DOĞAL
Taraftarın, benim kulüpten ayrılmama tepki göstermesini doğal karşılayabilirim. Eğer sen bu şehirde doğmuşsan, 30 yıl yeşil-beyazlı bu formayı taşımışsan, Bursaspor’un en verimli takımında kaptanlık yapmışsan ve Bursaspor’un gelecekteki teknik direktör adaylarından biri olarak gösteriliyorsan; bu takımdan ayrı düştüğünde de tepkilerin gelmesi normal. Biz futbolu bıraktığımızda da veya istifa ettiğimizde de Atatürk Stadı’na maç izlemeye gidiyoruz. Çünkü biz Bursasporluyuz. Başka bir yere gitmiyoruz. Yaklaşık 12-13 sene boyunca sadece Bursaspor’da oynayan 3-4 futbolcudan biriyim.
 
BEŞİKTAŞI GERİ ÇEVİRDİM
Bir dönem bana Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan çok ciddi teklifler gelmişti. Özellikle Beşiktaş, yine o dönem Sayın Yazıcı başkanlık görevinde bulunurken bana çok önemli bir teklifle geldi. Gordon Milne’nin antrenörlüğünü yaptığı Beşiktaş beni kaçıracaktı. Ben Sayın Yazıcı ile bu konu hakkında görüşmeye gittim. Ve bir tek sözüne itimat ederek Bursaspor’la 2 yılık sözleşme imzaladım. Son dönemde istifa ederken tekrar yanına gittiğimde ise o dönemi hatırlatarak : “Hatırlıyorsunuz değil mi? Bana dünyalar kadar para veren Beşiktaş’ı reddedip; sizin tek bir sözünüzle Bursaspor’da kalmıştım” dedim. Benim ufak yaşlardan itibaren tek hedefim Bursaspor’da kaptan olabilmekti. Ben Muradiye’liyim. Çocukluk dönemlerimizde stadın tribünleri betondu. Biz arkadaşlarımızla maça girebilmek için karton satardık. Kartonları satıp stada girer ve maçı seyrederdik. Maç bitiminde ise tekrar kartonları toplar; futbolcuların çıkış yaptıkları kapılara giderek onları izlemeye koyulurduk. Futbola olan ilgim böyle başlamıştı.
 
İLK TEKNİK DİREKTÖRLÜĞÜMÜ BURSASPOR’DA YAPACAĞIM
Benim ruhumda Bursasporluluk var. 7-8 yaşlarımda karton satarak maçlarını izlemeye koyulduğum Bursaspor’da kaptan olabilmek en büyük hayalimdi. Bursaspor’da oynamak, kaptan olmak, jübile yapmak… Uzun yıllar sadece Bursaspor’da oynayan fakat jübile yapmayan bir oyuncuyum. Hayatımda böyle bir boşluğu hissediyorum. Hedeflerim arasında sadece Bursaspor’da teknik direktörlük yapmak kaldı. Sonuncu olan bu hedefim dışında diğer tüm hedeflerimi gerçekleştirdim. Teknik direktörlük hedefime de çok yakın zamanda ulaşacağıma inanıyorum ve ilk teknik direktörlüğümü Bursaspor’da yapacağıma eminim.
 
Tolga Çakar : Beraber çalıştığınız yönetimlerden veya Bursaspor câmiasının ileri gelenlerinden, herhangi bir takımın başında teknik direktörlük yapmanız için teklifler aldınız mı?
 
Tabii ki geldi. Fakat ben altyapının başındaydım ve altyapının Bursaspor’un geleceği açısından çok daha önemli bir organizasyon olduğuna inanıyordum. Bu sebeple gelen teklifleri reddettim. Bir dönem Bursaspor altyapısı ile birlikte Merinos takımının da başındaydım. Merinos takımının sorumluluğu da bendeydi. Merinosspor 2.Lig B Kategorisi’nde mücadele ediyordu. Çok iyi pozisyondaydı ve burada bayağı iyi oyuncular yetiştirmiştik. Son 2 yıl Merinos’u da bıraktım. Bugün Merinos’un geldiği konum da açıkça ortada.
 
Tolga Çakar : Genç futbolculardan söz açılmışken… Sercan Yıldırım ile yapılan bir röportajda kendisine sorulan sorunun karşılığı olarak Sercan’ın “Fenerbahçe’de oynamak istiyorum” gibi bir cevabı olduğu yazılmıştı. Sizce genç futbolcularımıza gereken değerler anlatılıyor mu ; yoksa ortada bir yanlış anlaşılma mı var?
 
O röportajı ben de okumuştum. Fakat röportajı yapan arkadaşımızın bu konuyla alakalı kesinlikle şahsi etkisi olduğunu söylemeliyim. Röportaj esnasında Sercan’a : “Fenerbahçe veya Beşiktaş’ta oynar mısın?” diye sormuşlardı. Sercan’da gayet iyi niyetiyle “Oynarım” demişti. Sanırım röportajı yapan kişi bu kısmını keserek koymuş. Biz çocukların Bursasporlulukla ilgili, kulübün tarihini, ilkelerini, taraftarını ve kısacası her şeyini anlatıyoruz. Çocuklar bir başka takım tutsa dahi onları Bursasporlu yapmaya çalışıyoruz. Ailesinden veya çevresinden başka takımlar tutanlar, basında yazılıp-çizilenler çocukları etkileyebiliyor. Yani tüm bunlara rağmen bizim işimizi doğru yapmamız hiç kolay değil. Çocuklar bir başka takıma ilgi duyarken hem Bursasporlu yapıp; hem de Bursaspor’da oynayarak başarılı olmasını sağlamak düşündüğünüzden çok daha zor. Biz bu görevi başarıyla yerine getirdik. Getirmeye de devam ediyorduk. Tabii ki bugüne gelene kadar…
 
Tolga Çakar : Son dönemde yapılan transferlerde ne kadar etkiniz oluyordu? Transferinde direk etkili olduğunuz bir isim var mı?
BURSASPOR’UN AVRUPA’DAN OYUNCU TRANSFER ETMESİ ZOR DEĞİL
Hayır, pek etkimiz olmuyordu. Ben antrenörlüğe başladığım dönemde scout pozisyonunda çalışıyordum. Pek yardımcılık yaptığım söylenemez. Birçok çalışmam yurtdışından olmuştu. Özellikle yurtdışından çok değerli bazı futbolculara kayıtsız kalındığını olmuştu. 2 yıl önce düzenlenen Afrika Kupası sonrası önerdiğim çok iyi isimler vardı. Fakat bir kulübün yönetimi veya teknik direktörü sürekli değişince maalesef başarıyı yakalayabilecek kadroyu oluşturmanız güçleşiyor. Bursaspor Kulübü benim yaptığım çalışmalardan yararlanarak hareket etseydi, belki de bugün çok daha kaliteli yabancı isimlere sahip olacaktı. Futbolda 6 ay veya 1 yılda çok fazla şey değişebiliyor. Fakat ben her zaman futbolun içinde olmaya devam ediyorum. Kasım gibi dünyanın en büyük kulüplerinden birinde yine dünyanın en büyük teknik adamlarından birinin yanında staja gideceğim. Devamlı futbolun içinde olup; Avrupa’da olduğunuz zaman futbola dair hiçbir ayrıntıyı ve gelişmeyi kaçırmıyorsunuz. Bursaspor’un İspanya, İngiltere, İtalya gibi Avrupa’nın en iyi liglerinden oyuncu transfer etmesi hiç zor değil. Tek sorunu para olarak görmemeliyiz. Önemli olan o portföyü oluşturmak için gerekli çalışmayı yapıp önemli kararlar alabilmek.
 
Tolga Çakar : Staj yapacağınızı söylediniz. Sizce staj yapma döneminiz bitmedi mi?
 
Bana göre staj yapma dönemim elbette bitti. Fakat daha önce de belirttiğim üzere futbolda öğrenmenin yaşı yok. Özellikle dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biriyle bunu yapacak olursanız öğrenebileceğiniz çok şey olur.
 
Uğur Çelikkol : Adnan ağabey unutamadığınız maç desem…
 
Karsluhe ve Trabzonspor maçları… Trabzonspor ile oynadığımız kupa maçıyla ilgili bir şeyler anlatmak istiyorum. Bursa’da oynanan ve 3-0 kazandığımız maçın akşamı bir yemek organize edilmişti. Takımın en iyilerinden biri olmamama rağmen o akşam bu yemeğe mazeretsiz olarak katılmamıştım. Çünkü Trabzon’da nasıl bir ortamla karşı karşıya kalacağımızı az çok tahmin edebiliyordum. Böylesine erken bir kutlama yapmak için bana göre çok erkendi. Esasında yemeğe katılmayarak bir nevi böyle sıkıntılar yaşayacağımızı söylemek istemiştim. Ve sonunda benim ne kadar haklı olduğum açıkça görüldü. İlk olarak maçın hakemi Ahmet Çakar değiştirilip yerine Bülent Yavuz atandı. Daha sonra bize Trabzon’da otel de yer verilmedi. Biz de şehir dışında konaklamak zorunda kaldık. Belediye otobüsüyle stada gitmek zorunda bırakıldık.
 
Uğur Çelikkol : Bu maçlar ilgili bazı dedikodular da vardı. Trabzon’da golü de attık, durumu 1-1 e getirerek büyük avantaj yakaladık fakat ondan sonrası için herkes bir şeyler söylüyor…
 
Maça başladık. İlk yarı çok iyi bir maç geçirmiştik ve kupayı aldık diye düşünüyorduk. Ne olduysa ikinci yarı oldu. Önce Yılmaz Vural beni hem iyi oynadığım hem de kilit olan stoper mevkisinden defansın soluna koydu. Ve işte sonrasında hezimet geldi. Eğer bu değişiklik olmasa bana göre maçın sonucu asla öyle olmazdı. Ben görüşlerimi Yılmaz Hoca ile de paylaşmıştım. Tabii ki bunun dışında Nitu ile ilgili ispatı olmayan bazı söylentiler atıldı ortaya. Gerçekten 4. ve 5. gollerde çok büyük hataları olmuştu Rumen kalecinin. Fakat bu tip suçlamaları ispatlayamazsanız sadece söylentiden öteye gitmeyen içi boş laflar olarak kalır. Ben de Nitu denildiğinde herhangi bir yorum yapmak istemem çünkü bilemem. Üst üste goller yiyerek kupayı rakibinize teslim etmek gerçekten üzücüydü. Bursa’da kazandığımız maçın ardından yapılan kutlamaların, düşündüğüm gibi ne kadar erken olduğunu bilmiş ve korktuğum başıma gelmişti.
 
KARLSRUHE FORMASINI YERE ATTIM
Ve tabii ki Karlsruhe maçı… O dönem takım içinde çok iyi bir kardeşlik vardı. Gerek yönetim; gerekse taraftarla aramız çok iyiydi. Basınla da müthiş bir kenetlenme vardı. Inter-Toto kadrosu denildiğinde insanların tüylerini diken diken eden kadronun kaptanlığı yapmak çok büyük bir gurur benim için. O sene Karlsruhe’yi elesek Uefa’ya katılacaktık. Hatta o sene Inter-Toto’dan Uefa’ya katılan Boerdeux, Inter-Toto Kupası’ndan Uefa Kupası’na katılan ekipler arasında bu kupayı kazanan ilk takım olmuştu. Açıkçası bizler kendi aramızda konuşurken Inter-Toto Kupası’ndan çıkarak; Uefa Kupası’nda çeyrek ve hatta yarı final oynayacağımızı konuşuyorduk. Karlsruhe maçındaki üzüntünün en büyük sebebi de bu maçtan mağlup ayrılmaktan ziyade; öylesine büyük hedeflerin peşinden koşarken biranda hiç planlamadığımız bir yerde son noktayı koymamız olmuştu. Maç berabere giderken ve hatta öndeyken bile sürekli gol arayan taraf bizdik. Penaltılara kalarak eleneceğimiz aklımızın ucundan geçmiyordu. Maç bitiminde Karlsruhe takım kaptanı Alman milli oyuncu bana formasını verdi. Ben de almıştım. Soyunma odalarına doğru giderken gözüm bir anda elimde tuttuğum Karlsruhe formasına ilişti. O formayı bana taşımak ağır gelmişti. O anlık sinirle bir anda formayı yere attım. Birkaç adım attıktan sonra kafamı çevirip arkama baktığımda birçok kişinin o formayı kapma mücadelesi verdiğini gördüm. Taşıdığınız Bursasporluluk ruhu bu tarz küçük ayrıntılarda gizli…
 
Uğur Çelikkol : En iyi takım arkadaşınız kimdi?
 
Bursaspor’da oynadığım uzun yıllar boyunca çok iyi arkadaşlarım oldu. Saha içinde özellikle Gançev’le çok iyi anlaşırdık. Sağ bek Ömer Kılıç ve Kishisev ile de iyi uyum sağlardım. Kishisev’in bize çok daha uzun süre katkı sağlayacağını düşünmüştük. Fakat aramızdan erken ayrıldı ve Premier Lig’e gitti. Halen orada oynuyor. Çok kaliteli bir futbolcuydu. Bu saydığım isimlerin yanında sol bek Şaban, Mususi, İbrahim, Baliç, Ercüment, Hayrettin, Tuncay gibi çok savaşan, mücadele eden o günlerdeki tüm Inter-Toto kadrosunu sayabilirim. Biz o zamanlar tüylerimiz diken diken olup, tarif edilemez bir coşkuyla sahaya çıkardık. Bursaspor’un o dönem sahasında maç kaybettiğini pek hatırlamam. Oynadığım dönem boyunca düşme tehlikesi yaşadığımı biran olsun hissetmedim. Her zaman üst sıraları hedeflerdik. Böyle bir takıma 6 yıl kaptanlık yaptığım ve İstanbul takımlarına da çok az yenildiğim için hep övünürüm. Bu ruh hayatımın en büyük parçası.
 
Uğur Çelikkol : Futbol oynadığınız dönemde en çok sevdiğiniz hocanız kimdi?
 
Gerçekten çok iyi teknik adamlarla tanıştım. Genç takımda Hasan Bora’nın, Özmetin Erkut’un ve Basri Ukuşer’in büyük emekleri var üzerimde. Daha sonrasında Ömeragiç, Nevzat Güzelırmak, Yılmaz Vural, Nejat Biyediç ve Gordon Milne gibi değerli isimlerle çalıştım. Bu önemli isimlerin de futbolculuk dönemlerimde bana büyük etkileri oldu.
 
Uğur Çelikkol : Son olarak, bundan sonraki hedefleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
 
HEDEFLERİME ULAŞTIM
Röportajın başlarında bahsettiğim gibi hayatımdaki en büyük hedeflerime birer birer ulaştım. Bursaspor’da oynamak, kaptan olmak, milli takımda oynamak… Bunların hepsi gerçek oldu. Ve bir tek Bursaspor’da teknik direktörlük yapmak kaldı. Umuyorum en kısa zamanda bunu da başaracağım. Çünkü bunu hak ettiğimi düşünüyorum. En azından taşıdığım çok iyi bir Bursasporluluk ruhumla bunu hak ediyorum. Eski günlerdeki Inter-Toto ruhunun benim teknik direktörlük zamanımda da yaşanacağını düşünüyorum. En büyük hayalim, Bursalılara ve Bursasporlulara kaptanlık yaptığım dönemde yaşattığımız heyecanı ve mutluluğu, teknik direktörlük zamanımda da yaşatabilmek…
 
Uğur Çelikkol : Bizi kırmayarak, böylesine önemli bir röportajı bizimle gerçekleştirdiğiniz için size teşekkür ediyorum.
 
 
Yer : Kültürpark-Orman Çay Bahçesi
Tarih : 05.08.2008
Röportaj - Düzenleme : Uğur ÇELİKKOL & Tolga Çakar
Bant Çözümü : Tolga Çakar
Fotoğraflar : Uğur ÇELİKKOL

Bu röportaj 12179 sefer okunmuştur.

DİĞER RÖPORTAJLAR
 >> 02.12.2011   Michaël Chrétien Basser Röportajı
 >> 12.12.2010   Yılmaz Vural Röportajı
 >> 10.12.2010   Bursa''dan bir film geçti "Adı Aşk Bu Eziyetin"
 >> 10.08.2010   Milli Amigo Birol Röportajı
 >> 27.06.2009   Yeşil İnciler Röportajı
 >> 10.10.2008   Sarı Fırtına Vedat Vatansever Röportajı
 >> 02.09.2008   Kapalıçarşıda Bursaspor Sevgisi
 >> 18.08.2008   Gazeteci Levent Gencelli Röportajı
 >> 15.08.2008   Adnan Örnek Röportajı
 >> 11.07.2008   Okan Yılmaz Röportajı
 >> 06.06.2008   Mustafa Özkeskin Röportajı
 >> 17.12.2007   Fehmizat Bayraktar ile Bursa Ankara Kardeşliği üzerine Röportaj
 >> 15.12.2007   Bursasporlu taraftar dernek ve grup temsilcileri röportajı
 >> 09.05.2007   Hasan Bora Röportajı
 >> 07.11.2006   Sedat 3 Roportajı
 >> 16.02.2006   Miu ve Fresineanu Röportajı
 >> 01.05.2005   Bursaspor'un Kurucuları Röportajı

Tüm Röportajlar  

 
 13. Haftanın Maçı
Tarih: 26.11.2017
Stad: BURSA ATATÜRK STADYUMU
.
 Süper Lig Puan Durumu        
  Takım O G B M P
1 GALATASARAY A.Ş. 11 8 2 1 26
2 M.BAŞAKŞEHİR F.K. 11 7 2 2 23
3 BEŞİKTAŞ A.Ş. 11 6 3 2 21
4 KAYSERİSPOR 11 5 4 2 19
5 SİVASSPOR 11 6 1 4 19
6 BURSASPOR 11 5 2 4 17
7 FENERBAHÇE A.Ş. 11 4 5 2 17
8 GÖZTEPE 11 5 2 4 17

Tam  Liste »

.
Sponsorlar


    Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından sağlanmaktadır.

[Bursaspor.Net, Bursaspor Futbol Kulübünün Resmi Sitesi Değildir]
[© 2005-2015 Bursaspor.Net.Tüm hakları saklıdır]