Bursa futbolunun fikir, düşünce, yorum ve arşiv sitesi...
Bursaspor Süper Lig Taraftar Köşesi Kale Arkası Yazarlar Röportajlar Grup Çeynç İletişim  
.



Mustafa Özkeskin Röportajı

Bursaspor.Net’in konuğu, Bursaspor câmiasının ve Bursa medyasının tecrübeli, emektâr ve saygın isimlerinden biri olan Mustafa ÖZKESKİN.

Uğur Çelikkol :  Mustafa Bey isterseniz söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım. Bursa doğumlusunuz…

Mustafa Özkeskin : Evet. 1950 Bursa doğumluyum. Babam Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak görev yapıyordu. Görevi sebebiyle ilkokulu Şile’de okudum. Babamın emekliliğinin ardından Bursa’da koleji bitirdim. Kolejden sonra ise önce Eğitim Fakültesinde Fizik Bölümü’nden mezun olup, daha sonra Anadolu Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimimi tamamladım.1972 senesinde TRT’nin açtığı spikerlik sınavını kazandım. 1973’ün sonuna kadar TRT’de spiker olarak çalıştım. Daha sonra Erzurum’a tayinim çıktı fakat ailevi sebeplerden dolayı buraya gitmedim. Görevimden ayrıldıktan sonra Kuleli Askeri Lisesi’nde askerliğimi yaptım. Özellikle sporcu olmamız hasebiyle 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nda Kıbrıs’a ilk çıkarma yapan gruptaydım. Askerliğimi bitirdikten sonra Bursa’ya döndüm.

Uğur Çelikkol : Hatırladığım kadarıyla o dönemde Bursaspor’un kalecilerinden Osman UÇANER ile ilgili bir anınız vardı.

Mustafa Özkeskin : Bursa’ya döndükten sonra, Bursaspor Kulüp Başkanı Mümin Gençoğlu’nun başkanı olduğu “Milletindir Hakimiyet” gazetesi tarafından, rumlara esir düşen Osman’ın esir değişimi sonucunda Türkiye’ye geri getirilmesi üzerine Mersin’de karşılamak için bir ekip kurulmuştu. Benim de dahil olduğum bu ekip içinde; Cemal Ekentok, İhsan Sertbarut ve fotomuhabir olarak Metin Karabat vardı. Biz, dört kişilik “Milletindir Hakimiyet” ekibi olarak Bursaspor Kulüp Başkanı Mümin Gençoğlu’nun tahsis ettiği özel araçlarla Mersin’e vardık. Osman’ı Mersin Limanı’nda karşılamıştık. Osman indiğinde toprağı öpmüştü ve biz çok duygulanmıştık. Hoş bir anıydı bu bizim için.

Uğur Çelikkol : Askerlik görevinizi tamamladıktan sonra ne işle meşgul oldunuz?

Mustafa Özkeskin :
Fizik Öğretmeni olarak çalışmaya başladım. Bursa Erkek Lisesi, Yıldırım Lisesi, Demirtaş Paşa End.Mesl. lisesi, Osmangazi Ortaokulu ve sonun Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi’nde olmak üzere toplam 20 seneyi aşkın bir süre görev yaptım. Yetiştirdiğim isimler arasında Suat Paçacı, Celil İnce, Mehmet Tunçak ve daha nice iftihar ettiğimiz saygın insanlar var.

Uğur Çelikkol : Yaşantınızın büyük ve önemli bir kısmı olan Gazetecilik maceranız nasıl başladı?

Mustafa Özkeskin : 1984 senesinde o dönemler çok popüler olan Sinema-Video yazıları yazarak başladım. Spordan uzak biri de değildim. Çekirge İd.Yurdu, Uludağspor, Demirtaş G.Birliği takımlarında kalecilik yaptım. O dönemler babalar çocuklarını okutmak istiyorlardı. Rahmetli babam hem okuyup hem futbol oynamamı istememişti. Beni bu konuda ikna etmişti ve tahsilime geri dönmemi sağlamıştı. Fakat bugün bakıyorum da 5 yaşındaki çocuğunu kapan baba, oğlunu futbolcu yapabilmek için bir yerlere aracı olmamı istiyor. Fakat yaşadığımız devrin koşulları farklıydı. Biz ayakkabımızı bile kendimiz boyayıp cilalardık. Gençlerbirliği’ne transferimi unutmam. Eski Karamürsel mağazasından verilen bir takım elbiseye transfer olmuştum. Çekirge İdman Yurdu’nda Kâni Şen ile birlikte oynamıştık. Hocamız da Burhan Uygur’du. Takımımız, oynayacağı final maçı öncesinde bir ilke imza atarak amatör kulüp olmasına karşın kampa girmişti.
  
12 Eylül’ün getirdiği yoğun baskılı dönemde çıkan bir kanuna göre devlet memurlarının, buna öğretmenler de dahil, medya kurumlarında yer alması, görev yapması yasaklanmıştı. Bu sebeple ben de 1984 yılında yazdığım sinema-video köşesi için takma isim kullanmaya başladım. Oğlumun adı Erman, eşimin adı olan Günay’ı kullanarak Erman Günay takma adıyla yazılarıma devam ettim. Birçok kişi beni Erman Günay olarak tanıyor ve gittiğim yerlerde bu isimle karşılıyorlardı. Bursa Hakimiyet Gazetesi, o zamanki adıyla “Doğru Hakimiyet” olan Haber Gazetesi ve birçok dergide de yazdım. Doğru Hakimiyet Gazetesi’nde yazdığım sıralarda, spora olan yatkınlığımın katkısıyla spor konusunda da kalemimin iyi olduğu konuşuluyordu. Amatör küme maçlarıyla ilgili Merinos Stadı’nda birkaç amatör küme maçları yazdım. O yazılarım da tutunca yavaş yavaş spora adım atmaya başladım. Bunlarla birlikte mikrofona olan yatkınlığım sebebiyle de sunuculuk teklifleri sırasıyla geliyordu. Uzun yıllar, özellikle Kıbrıs Savaşı sonrasında askeri yardım gecelerinde, galalarda sunuculuk yaptım. Bursaspor’un birçok gecesini takdim ettim. Sunuculuk geçmişimde en ilginç olan anım; Atatürk Stadı’nda düzenlenen Cumhuriyet’in 75. kuruluş yılındaki 19 Mayıs gösterilerini sunmam ve yaklaşık 100.000 kişinin toplandığı Fomara Meydanı’ndaki 75. Yıl Şenliklerini mikrofondan sunmam olmuştur.

Uğur Çelikkol : Ekranlarla olan tanışıklığınızın nasıl doğduğunu paylaşabilir misiniz?

Mustafa Özkeskin :
Mikrofona olan yakınlığım, spiker kökenli olmam ve TRT’de yetişmemin verdiği tecrübe maç anlatımlarında başarılı olmamda bana büyük kolaylık sağladı. Televizyon ve radyoda 300 e yakın maç anlattım. Kuruluşundan itibaren görev aldığım AS Tv ve Radyo S’ten önce, Flash Tv’nin kuruluş aşamasında uzun çalışmalarım oldu. AS Tv ilk kurulduğunda ben de “Kontra” adlı programa başlamıştım. Bugün dahi yaptığımız bu program için birçok arkadaşımız efsane olarak nitelendiriyor. Bunun sebeplerinin başında belki de ilk olmanın verdiği heyecan, karşısına rakip olarak konulan programların seyircilere aynı lezzeti vermemesini, format olarak Bursa’da yeni bir çığır açtığını ve konusunun ise sadece Bursaspor olmasını söyleyebilirim. Flash Tv’de de çok maç anlattım. O zamanlar isteyen istediği kanalda maç anlatabiliyordu. İlk spor programımı ise Flash Tv’de yapmıştım. Hatta ilk konuklarım Sinan Bür ve Murat Gülez’dir. Yine unutamadığım anılarımdan biri de o zamanlar Teleon adıyla yayın yapan kanalda anlattığım Bursaspor – Fenerbahçe karşılaşmasıdır. Çift spikerli maç anlatıyorduk. Bir tarafta Güntekin Onay – Selçuk Yula ikilisi Fenerbahçe’yi yorumlarken; diğer tarafta ben ve Sedat 3 vardık. Maç 2-0 olduğunda yan taraftan sevinç çığlıkları duyuluyordu. Kaptan tecrübesinin de verdiği sakinlik ve bilginlikle maçı değerlendirerek karşılaşmanın böyle bitmeyeceğini, Bursaspor’un mutlaka bu maçı çevireceğini anlatıyordu. Ve gerçekten de o maçı çevirmiştik. Bu maçın bir diğer anısı da, Yozgat deplasmanından dönen Beşiktaş kafilesinin maçı izlemek için televizyonu açtırıp maçı bizim anlatımımızdan izlemesiydi. Bunu da bana söyleyen kişi daha sonra Bursaspor’da top oynamış bir futbolcuydu.
    1999 senesinde öğretmenlik görevimden emekli oldum. Celal Sönmez bana Medya S’in Spor koordinatörlüğünü teklif etmişti. Ben de bu görevi gururla kabul ettim ve 9 sene gibi uzun bir süre Medya S’in tepesinde görev yaptım. Ağustos 2007’de görevimin süresini doldurmuştum. Ekibimle birlikte gelip ekibimle birlikte ayrıldım. Medya S’in tarihinde Spor Müdürlüğü görevini en uzun süre yapan kişiyim.


Uğur Çelikkol : Mustafa Bey, Baliç’in satılması sonrası hâlâ akıllardan kazınmayan ve çok önemli bir programa ev sahipliği yapmıştınız. O programda neler yaşandığını bize anlatabilir misiniz?

Mustafa Özkeskin :
Tabii ki. Fakat öncesinde bilinmeyen ve gazete sütunlarına yansımayan bir olayı anlatmak isterim. Baliç’in satılmasında yapılan pazarlıkta bir gazeteci sıfatıyla orada tarihe tanıklık eden birisiyim. Her dönem yöneticilerin güvendiği kişiler vardır. Ben bunca zaman çok yönetici ile tanıştım. Başkanlar tanıdım. Çok iyi dostluklar kurduğum gibi; kırıldığımız, küstüğümüz de olmuştur. Fakat tüm bunların altında Bursaspor’a olan sevgimiz vardır. Baliç’in pazarlığında İsmail Ulubey, Mehmet Gülseçen, Remzi Cinoğlu, Atilla Kurtçu ve bir de ben vardım. Aziz Yıldırım’ın evinde
yapılan bu pazarlıkta benim de yer almamın sebebi herhalde bana karşı duydukları güven olmalı. Baliç için istenen bir para vardı. Galatasaray 8 milyon dolar vermişti fakat Bursaspor 10milyon dolarda ısrar ediyordu. Pazarlıklar sonucu 9 milyon dolara anlaşılmıştı ki Aziz Yıldırım 10 milyon dolar verince ibre Fenerbahçe’ye dönmüştü. Aziz Yıldırım’ın evinde pazarlıklar bitmiş tam el sıkışılacakken Mehmet Gülseçen bir isteklerinin daha olduğunu belirtti. Kemal Batmaz’ın görüşleri doğrultusunda “Tayfun adında genç bir futbolcuyu da istiyoruz” dedi. Aziz Yıldırım biran duraksadı ve Turhan Sofuoğlu’nu arayarak bir konuşma yaptı. Telefon konuşmasından sonra Aziz Yıldırım “Tayfun dışında kimi isterseniz vereyim” demişti. Pazarlık bir anda inada binmiş ve kızışmıştı. 10 milyon dolarlık Baliç transferi yatmak üzereydi. Aziz Yıldırım Tayfun’u vermiyor;Bursaspor da bunun üzerine Baliç’i satmak istemiyordu. Aradaki maddi tüm uyuşmazlıklar çözüldüğü halde tüm transfer Tayfun’un durumuna bağlıydı. Tayfun’u çok merak ediyordum. Geleceğin Oğuz’u olarak nitelendiriyorlardı. Bir süre sonra Aziz Yıldırım "verdim gitti" dedi ve transfer sonuçlandı.
   Baliç ile özel bir dostluğum vardır benim. O’nu ilk görüşüm Adana’ya giderken bir köşede otururken oldu. Biyediç’e kim olduğunu sorduğumda “Baliç” cevabını almıştım.Evimin altındaki Saray Pideli Köfte salonu Bosna’dan göç eden bir ailenin çalıştığı mekandı. Baliç te oraya sık sık uğrar ve orada bulunan akrabalarıyla görüşürdü. Benimle de yakın bir dostluk kurmuştu. Baliç Fenerbahçe’ye transfer olduğunda Bursa’yı terk etmeden önce son bir defa bizim programda veda etmesini istemiştim. Yaşar Öztürk’ün de katıldığı programıma Baliç, yeşil-beyaz forması ile gelmişti. Baliç programda bir ara formayı öptüğünde Bursaspor ikinci Başkanı Yaşar Öztürk’le birlikte benim gibi soğuk kanlı biri bile gözyaşlarını tutamamıştı. Baliç o an formasını öptüğünde tüm Bursa’da büyük bir heyecan oluşturmuştu. Arabasına atlayan As Tv’nin önüne gelmiş ve Baliç için tezahüratlar yaparak Bursa’yı terk etmemesini istemişlerdi. Bu haber duyulduğunda sanırım 14 televizyon kanalı bu bantı bizden istemişti. Aklınıza gelecek tüm kanallar… Biz de görüntüleri servis yaptık. Türkiye bu görüntüleri o program sayesinde izledi. As Tv olarak yurtdışına ulaşma şansımız yoktu.  Fakat diğer kanalları izleyen yurtdışındaki Bursasporlular gerekirse Baliç’in satılmaması için yeterli parayı aralarında toplayıp, kulübe vermek amacıyla kampanyalar başlatmışlardı.

Uğur Çelikkol : Uzun yıllar bu sektörün içinde olduğunuz için sanırım anılarınız da bir hayli  fazla. Bizimle paylaşmak istediğiniz, aklınızın bir köşesinde yer eden anılarınızdan bir kaçını daha anlatır mısınız? Eminim, okurlarımız anlattıklarınızı merakla okuyacaklar.

Mustafa Özkeskin : Flash Tv o zamanlar Marmara Bölgesi’nde yayın yapıyordu. İlk defa Bursaspor - Fenerbahçe Türkiye Kupası mücadelesi ile tüm ülke genelinde yayın yapmaya naşlamıştı. Ben de o maçı anlatıyordum. Maçtan önce bana “Aman hocam maçı sakın Bursasporlu gibi anlatma” diye sıkı sıkıya tembih etmişlerdi. Peki diyerek maçı anlatmaya koyulmuştum. Maç oynanıyor ve ben de “Şeytan Rıdvan sağdan kayıyor, Kral Tanju vuruyor” gibilerinden bir anlatımla maçı dengeli bir şekilde götürüyorum. Fenerbahçeli Şenol Ustaömer yaklaşık 25 metreden kullandığı serbest atışı dol yapmıştı. Ben bir anlık boşlamayla “Eyvah golü yedik!” dedim. Bunu söyler söylemez biranda yönetimden sesler geldi. Ağzımdan kaçmıştı birkere. Flash Tv’nin İstanbul Stüdyoları’nın telefonları kitlenmiş, telefonu eline geçiren “Nereden çıkardınız bu adamı, ne demek istedi” gibisinden sorularla bombardımana tutmuşlar. Taraflı maç anlatmamdan dolayı ceza bile yemiştim.
   Bir de Ordu da anlattığım bir maç vardır ki unutulmayanlarım arasındadır. Ordu’ya gittik. Maçtan bir gün önce gece istirahata gitmeden önce Orduspor yöneticileri ve Gençlik İl Spor Müdürü yanımıza gelip bir isteğimizin olup-olmadığını sormuşlardı. Biz de, maçı anlatacağımız bir kulübenin olmadığını eğer mümkünse bir kulübe temin etmelerini rica ettik. Temin edebileceklerini söylediler.O günlerde Orduspor’un stadı derme çatma biryerdi. 2. Lig’te gördüğüm stad çok daha moderndi. Gençlik İl Spor Müdürü bize kulübemizin hazır olduğunu söyledi. Emniyet Müdürü daha önce Bursa’da da görev yapmış. Bize yardımcı oluyordu. Maç günü stada gittik ve kulübe gerçekten hazırdı. Fakat ortada ufak bir sorun vardı ki, kulübe diye getirdikleri şeyin, demirden yapılmış ankesörlü telefon kulübelerinden ibaret olduğunu gördük. Gerçekten hayretler içinde kalmıştık. Telefon kulübesini sökmüşler ve bizim maç anlatmamız için oraya kadar getirmişlerdi.
    Son olarak yine ilginç bir anımı daha paylaşmak istiyoruz sizlerle. Adanademirspor maçını anlatıyorum ve yanımda yorumcu olarak Mehmet Özman var. Adanademirspor gol attı bir tane ve maç 3-2 oldu. Yardımcı hakem Ercan İnegöllüler golü iptal etmesine rağmen maçın hakemi orta yuvarlağı gösteriyordu. Hemen ardından maçın hakemi yardımcısının yanına gittikten sonra top Gançev’e geri gitmişti. Ben o anda fark edememiştim. Maç yine aynı skorla, yani 2-2 devam ediyordu. Skor tabelası da önce 3-2 olmuş daha sonra tekrar 2-2 ye çevrilmişti. Ben maçı 3-2 olarak anlatmaya devam ediyordum. Fakat durumu anladığımda hayatımın ilk mikrofon sahtekarlığını yapmıştım. “Evet sayın seyirciler olacak şey değil! Hakem golü iptal etti” diyerek maçın tekrar 2-2 olduğunu söylemiştim. Halbuki ortada böyle bir durum yoktu. Nur Övünç maçı radyodan dinliyormuş. Beni aradı ve eğer anlattım gibiyse maçın iptal edilmesi gerektiğini ve kural hatası yapıldığını söyledi.  Çünkü geçen onca süre sonra golün iptal edilmesi kural hatasını gerektiriyordu. Fakat ortada benim anlattığım gibi bir durum yoktu. Maçı 3-2 biz kazanmıştık. Adana dönüşü uçakta Nejat Biyediç bu konuyla ilgili benimle şakalaşıyordu: “3-2 yendik ama Mustafa Hoca maçı 2-2 berabere bitirdi” diyerek.Bu da hatıralarımın en acı olanlarından biridir diyebilirim. 90 dakika boyunca maç anlatırken ortalama 4000 kelime kullanırsınız. Araştırmalara göre biraz da süslerseniz bu rakam 5000 i buluyor. Böylesine zor bir meslekte birtakım hataların yapılması da gayet normal tabii ki.
Uğur Çelikkol : Yavaş yavaş Bursaspor’a gelelim isterseniz… Geçmişten başlayalım biraz. Direkt bir soruyla girmek istiyorum konuya. Bugünlerde de sıkça tartışılan konulardan birisi olan transferlerden… Size göre bugüne kadar yapılmış olan en kötü transfer veya transferler hangileri?

Mustafa Özkeskin :
O kadar çok kötü futbolcu geldi ki, inanın sıralama yapmak çok zor. Fakat en başta Glauber’i söyleyebilirim. O sezon Mustafa Şahintürk ile beraber gelmişlerdi devre arasında. Erdoğan Arıca getirmişti. Portekiz gol kralı olarak lanse etmişti Erdoğan Arıca bu futbolcuyu. Fakat bana göre Bursaspor’a gelmiş en kötü yabancı futbolcudur. O sezon küme düşmekten son anda kurtulmuştuk. Yine en kötü isimlerden biri de Nitu’dur. Kalecilik olarak olmasa bile Trabzon’daki 5 -1 lik kupa maçında gösterdiği “çirkin” performansla adını tarihe yazdırmıştır. Yediği gollerin ikisi kucağından kaçırdığı toplardı. Ben tabii ki bazı ithamlarda bulnmak istemiyorum ama benim izlenimler böyle. O maç benim içimde bir yaradır. Hatta maçı ben anlatmıştım. Hayatımdaki en acı 2 maçtan biridir. Öbürü de Sakarya’daki Samsun’u yendiğimiz fakat küme düştüğümüz maç. Fakat orada biraz daha hazırlıklı gibiydik olabileceklere. Kezâ Beşiktaş’ın Rize’ye yenileceğini düşünüyorduk. Açıkçası ölüme hazırlanıyorduk. Fakat Trabzon’daki olay daha farklıydı. Evinizde 3-0
galip geliyorsunuz ve deplasmanda ilk yarıyı
1-1 kapatmışsınız. İkinci yarı maç 5-1 oluyor. Kupayı alabilecekleri en basit skoru yakalıyorlar. Demek ki 6-1 kazanmaları gerekse maçı öyle bitirebileceklermiş. Hâlâ üzüntü duyuyorum…

Uğur Çelikkol : Bunca olumsuzluğa rağmen biraz da güzelliklerden bahsedelim. Kötü futbolcuların yanında birçok iyi futbolcuyu da izledi bu taraftar. Bunların arasından size göre, bugüne kadar yapılmış en iyi transferlerin kimler olduğunu öğrenebilir miyiz?

Mustafa Özkeskin :
Bursaspor’a en iyi transferler şüphesiz Baliç ve Pingel’dir. Bunların içine Mususi’yi de koyabilirsiniz, Riyal’leri de… Baliç ve Pingel’in ikisini de Fenerbahçe’ye satmıştık. Benim iyi transferden kastım, aldığımız futbolcuya İstanbul’un 3 büyük takımının talip olmasıdır. Son yıllarda Bursaspor’un bonservisli oyuncularından kaç tanesine bu takımlar talip olmuşlar!? Baliç ve Pingel’in dışında Sorloth’u da unutmamak gerekir. Daha sonra rahmetli olduğunu duydum. Macar Tulipan’ı da her zaman saygıyla anarım. Apolyon gölünde boğulmuştu. 1986’daki kupa finalinde gollerden birinin altına imzasını atmıştı. Diğer golü de Beyhan penaltıdan kaydetmişti. Tüm bu isimler arasında nihai olarak, Baliç ve Pingel’in Bursaspor tarihine altın harflerle yazıldığını söyleyebilirim.

Uğur Çelikkol : Tüm Türkiye’nin reddetmeyeceği bir taraftar gerçeği var Bursa’da. Senelerdir takımlarına verdikleri destekle adeta câmiayı tek başına ayakta tutuyorlar. Cefakâr Bursaspor taraftarı ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Mustafa Özkeskin : Bursaspor taraftarını anlatmadan önce birkaç örnek vererek konuya girmek çok doğru olur. Mesela Sivas’tan söz açalım. Sivasspor bu sene başarının doruğuna çıktı. Fakat Sivasspor’un şampiyonluk kutlamaları yaptığı Galatasaray maçına kadar şehirde yaşanan heyecan çok alt düzeydeydi. Bir kıyaslama yapalım. Sivasspor – Galatasaray maçı oynanır. Şampiyonluğun düğüm maçı… Galatasaraylı futbolcular maç sabahı Sivas sokaklarında kent turu attı. Herkes Galatasaraylı futbolculara sevi ve saygıyla baktı. Bir kişi bile rahatsız etmedi. Tabii ki bu çok hoş gibi görünen bir durum. Fakat işin aslına inersek; Bursaspor ile Galatasaray böylesine önemli bir karşılaşma oynasa ve maç sabahı Galatasaraylı futbolcular Bursa’da şehir turu atmak isteseler sizce Sivas’taki kadar rahat olabilirler mi? Heykel önünde Altıparmak’a kadar yürüme şansları yok. Tabii ki tasvip etmediğimiz fevri hareketler olabilir. Bunların dışında yol boyunca yapılan psikolojik baskıyı hayâl bile edemiyorum. En azından insanların elleriyle yaptığı “3-5” işaretleri bile yeterince sıkıntıya girmelerine yeter.
   Aynı Sivasspor Lig A’da oynuyorken İnönü Stadı’nı 25.000 Sivaslı dolduruyordu. Fakat Süper Lig’te oynarken kendilerine ayrılan bölümü dahi dolduramıyorlar. Sadece Bursaspor ve Trabzonspor doldurabiliyor. Trabzonspor da eski hızında değil. Aralarında bir Karadeniz dayanışması var. Sinoplu da, Samsunlu da yeri geldiğinde Trabzonsporluyum diyor. Fakat Bursalı her gittiği deplasmanı dolduruyor. Geçtiğimiz haftalarda Kayserispor – Gençlerlebirliği kupa finali oynandı Bursa’da. Kayseri’den Bursa’ya gelen toplam 20 araç varsa, geri kalanlar hep çevre illerden gelen Kayserililerdi. Fakat Kayseri’de Bursaspor final oynasa en az 5000 kişi Bursa’dan takımlarını desteklemek için oraya akın eder. İki sene önce Ali Sami Yen Stadı’nda İstanbul B.B. maçında tam 14bin seyircimiz vardı. Galatasaray bile dolduramıyordu o sezon stadını. Ben o maçı taraftarın arasında anlatmıştım. Gerekli resmi prosedürü tamamladıktan ve izinleri aldıktan sonra bile Ali Sami Yen Stadı yetkilileri burası Galtasaray’ın stadı diyerek bize kulübe tahsis etmemişlerdi. Lig A’da oynarken bile 17bin ortalamaya oynuyor bu takım. Hatta bir maç var ki rekor kırıldı. Tam 19bin seyirciyle oynanan Mardinspor maçı var. Karşınızdaki rakip ne Galatasaray, ne Beşiktaş, ne Fenerbahçe! Mardinspor maçında rekor kırıyorsunuz. Bunun sebebi tabii ki Mardinspor değil. Örneğin; Sivas, Antalya, Konya, Kayseri taraftarı rakibi izlemek için gidiyorlar stada. Fakat Bursaspor taraftarı kendi takımını izlemek için gidiyor. İşte böyle büyük bir taraftarımız var. Ama bu aşırı sevginin verdiği yarar kadar zararları da olmuyor değil.
    Biraz daha sabır ve istikrar gerekiyor. Taraftarımız geçmişe göre daha bilinçli. Tüm taraftar liderlerini tanırım. Dobra dobra çocuklardır. Belki bu satırları okuyanlar için pek hoş olmayacak ama Türkiye’de iki tane taraftar grubu var ki bunlar hem yönetimi, hem futbolcuyu gönderebilir: Bursaspor ve Beşiktaş taraftarı. Örneğin Bursaspor taraftarı Okan’ı, Ünal’ı uzaklaştırmıştır bu takımdan. Beşiktaş taraftarı da aynı şekilde son zamanlarda Çağdaş gibi bir topçusunu kovdurtmuştur. Ve daha nice isimler var saymadığımız.

Uğur Çelikkol : Taraftardan, taraftarın mabedi olan Atatürk Stadı’na gelelim. Son günlerde gündemin en tepesinde stad konusu var. Stadın yapımıyla ilgili birçok tez sunuldu ortaya. Bunlardan 3 tanesi ön plana çıktı: 1- Buttim’e yeni stad yapımı 2- Özlüce’ye yeni stad yapımı 3- Stadın yıkılıp aynı yere yapımı. Tüm bu tartışmaların arasında siz neler düşünüyorsunuz?

Mustafa Özkeskin : Bursaspor yeni stadı Atatürk Stadı’dır. Yerinde yapılacaktır. Eğer yerinde yapılmayıp Buttim’e veya Özlüce’ye gönderilseydi, câmiadaki her bireyin düşünebileceği gibi ortada bir rantın olduğunu düşünürdüm. Ve hâlâ da bir rantın olduğunu düşünüyorum. Örneğin kentin bir ileri geleninin stadı Buttim’in oraya yapılmasını önerdiğini; bir başka ileri gelenin ise Özlüce’ye yapılmasını önerdiğini biliyorum. O’nun da oralarda önemli miktarda gayrimenkullarının bulunduğunu duyuyorum. Câmiadaki her birey de bunu biliyor. Stadın şu anki bulunduğu yerden kaldırılıp, yerine 30 katlı iş merkezleri, alışveriş ve eğlence merkezlerinin yapılmasının da bazı kişilerin çıkarına olacağını tahmin ediyor ve hatta biliyorum. Bursaspor taraftarı inandığı başkanın arkasından her zaman gider. Fakat yakın geçmişte ve hatta şuandaki yönetimde dahi inşaat sektöründe hizmet eden birçok yöneticinin görev yapması, Bursa’da bazı kaygılara ön plana taşıdı. Atatürk Stadı’nın bugünkü yerini tek başına satın alıp çıkar sağlama şansı hiçbir kişide veya kurumda yoktur. Bu halde tek çözüm stadın yeniden inşası adı altında kendi emellerini gerçekleştirebilmekti. Fakat bu denli bir tepkiyle karşılaşabilecekleri akıllarına gelmemişti. Nihayetinde stad konusu, Başbakan’ın dahi içinden çıkılamayacak bir konu olarak gördüğü ve kentin güç odaklarının perde arkası savaşlarında baş faktör olan bir hadisedir. Esasında Başbakan’ın demek istediği gayet net bir şekilde ortada: “Stadın yerinde kalması en doğru karardır!” Stadın yerinde kalması bana göre de hem maddi, hem nostaljik ve hem de Türk futbolunda Bursaspor’un geleceği açısından çok önemlidir.

Uğur Çelikkol : Mustafa Bey, yıllarca Bursa Medyası’na hizmet ettiniz. Olumlu veya olumsuz birçok olayla karşılaştınız. Bugün gelinen noktada Bursa Medyası’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mustafa Özkeskin : Bursa medyası ve medya patronları eski heyecanını yitirmiş durumda. Heyecanını kaybetmeyenler ise iddiasını sürdürerek ayakta kaldı ve rakiplerinin bir adım önüne geçti. Örneğin; Olay Medya Grubu heyecanını kaybetmediği için diğerlerinin çok önünde. Yeni kurulanlar ise medya sektörünün ne olduğunu fazla bilmeyen ve olaya sadece işveren gözüyle bakan patronların elinde pek başarılı olamıyor. Fabrikada çalışan işçiyi çıkartıp yerine çok daha iyi tahsili olan, 5 dil bilen birisini getirebilirsiniz. Yetenekli insanlar bulabilirsiniz fakat gazeteci bulamazsınız. Bulsanız da sayı çok az olur. Öyleyse dışarıdan gazeteci ithal etmeniz gerekli. İthal ettiğiniz kişinin de Bursa’yı tanımama gibi bir durumu söz konusu. En iyi durumda olduğu nokta ise teknolojiye yapılan yatırımlar.
   Bursa’ya küçük “Bab-ı Ali” deniyor. Bana göre bunun hiçbir anlamı yok. Satan gazete sayısı belli. Bursa’da en fazla satan gazete 10 bin – 12 bin  arası satıyor. Diğerleri ise 300 bin – 500 bin arası. Ayrıca “Küçük Bab-ı Ali” yerele önem verir. Bursa’da yerele önem veren gazete sayısı 1 (bir) tane. Geriye kalanlar ise ulusal haberlere önem veriyorlar. Bursa’nın yetiştirdiği, kalemini Bursa’da kullanan ve Bursa’dan yorum yapıp Türkiye’de gündem yaratabilmiş bir isim yok. Sporda Fikret Engin ve genç bir kardeşimiz Aykut vardı. Bunların dışında başka bir isim hatırlamıyorum. Bursa Medyası dar görüşlü. Bursa’daki bir partinin iç çekişmelerini yazmakla; Türkiye genelindeki bir haberi yazmak arasında çok büyük uçurumlar var. Döüp dolaşıp aynı isimlere takılıyoruz. Yeni gençlere ve yeni yorumculara şans verilmiyor. En başta ekonomik şartlar yeni bir genci tatmin etmez. Ve alttan gelen gençlerin sabrı yok. Asgari ücret vererek hem bilgili, hem gazetecilik aşkı olan kaç tane genç bulabilirsiniz ki! Aynı benim gibi, insan gazeteci doğmuyor. Hal bu olduğunda gazete manşetlerinde ajanslardan gelen haberleri görüyoruz. Gece 15 kanaldan izlediğim bir haberi sabah gazete manşetinde görsem ne olur ki! İHA veya DHA’dan gelen haberleri zaten ulusal kanalların yorumcuları yorumluyor ve ben de izliyorum. Bunların dışında Türkiye’de sadece “Yeni Asır” da ulusal başlıkları arar fakat bulamazsınız. Hep yerele dönüktür. Bursa’da zaten, sadece yerel gazete alan bulamazsınız. Bursa’lı okuyucu yanında mutlaka bir tane de ulusal gazete alır. Ulusal bir gazetede yayınlanmış manşeti yerel gazetede yayınlarsanız işin bir esprisi kalmaz. Bunların dışında ise sporda bir atılımın olduğu kesin. O da tabii ki Bursaspor’un sayesinde. Televizyonlar da aynı şekilde. Teknolojik olarak Olay Tv ve Line Tv gerçekten bu işi ciddiye aldıklarını belli ediyor. Fakat dünyanın en iyi uçağını bile yapsanız onu uçuracak çok iyi bir ekibe ihtiyacınız var. Bu ekibin de Bursa Medyasında olduğunu düşünmüyorum.

Tolga Çakar : Mustafa Bey, ben biraz da Bursaspor’un saha içi yaşadığı problemlere değinmek istiyorum. Geride bıraktığımız sezona büyük bir heyecanla giriş yaptık. Fakat yine aynı büyüklükte bir hüsranla sonuçlandırdık. Taraftarlar bu kötü sonun sebeplerinin başında transfer hatalarını ve teknik ekibi görüyor. Sizce de yapılan transferlerin büyük bir rolü var mı bu başarısızlıkta?

Mustafa Özkeskin : Sezon başı Bülent Korkmaz Bursa’ya geldiğinde büyük törenlerle karşılandı. Gittiği güne kadar da yere göğe sığdıramadılar. Örneğin yeşil-beyaz forma giyişini bile “tarihte kimse giymedi; kimseye giydirilemedi” diye ortalığa attılar. Herkes Bülent Korkmaz’ı Bursasporlu olarak yorumladı fakat gittikten sonra adeta “vurun abalıya” dercesine eleştirilerin ardı arkası kesilmedi. Bana göre Bülent Korkmaz’ın hataları çok. Eğer o zamanki yönetim yürekli olabilseydi, futbolcuların


antrenmana çıkmadığı gün Bülent Korkmaz görevinden uzaklaştırılırdı. Aynı şeyi Denizlispor yönetimi yaptı ve 2 hafta kala Güvenç Kurtar’ı görevinden aldı.
    Bülent Korkmaz’ın transfer ettiği futbolcuların pek bir faydası olmadı. Aynı şekilde Samet Aybaba’nın da transfer politikasının doğru olduğunu söylemek mümkün değil. Fakat Bülent Korkmaz’ın en kötü dezavantajı yanlış bir yönetimle yola çıkmasıydı. Ayrıca kendisinin de Ersun Yenal gibi 8 kişilik bir kadro ile Bursa’ya gelmesi Bursaspor’a hem maddi, hem de manevi olarak fazladan külfet oluşturmuştur. Seçtiği iskeletle takım bu noktaya geldi. Bu iskelet içerisinde Mustafa Sarp – Tum – Vega üçlüsü diğerlerine göre çok daha fazla işler yaptı. Ama yine de hedeflediğimiz Bursaspor için yeterli futbolcular mı derseniz buna tabii ki hayır cevabını veririm.

 

Tolga Çakar : Şu sıralar Fransa’nın Toulon kentinde Genç Milli takımlar düzeyinde oynanan çok önemli bir turnuva var. Ve Türkiye Ümit Milli Takımı da bu turnuvada yer alıyor. Küme düşen Manisaspor, Lig A’da mücadele eden Altay gibi birçok takımdan genç futbolcuların yer aldığı Ümit Milli Takımımızda Bursaspor’dan oyuncu yok. Fakat Bu sezon Bursaspor’daki en olumlu gelişme olarak gençlerin performansı gösteriliyor. Sizce fazla mı abartıyoruz gençlerimizi?

Mustafa Özkeskin : Geride kalan sezon boyu “Bursaspor’da gençler geliyor!” “Bursaspor’un geleceği garanti!” gibi söylevlerin hepsi palavra! Altını çizerek söylüyorum. İçlerinden belki 1-2 tane futbolcu çıkabilir. Ben, genç dediğiniz zaman Bursaspor’un geleceğini temin edecek isim ararım. Süper Lig’e baktığımız zaman, Arda, Serdar, Batuhan, Uğur gibi birçok genç ismi görüyorum. Biz de böyle futbolculara rastlamadım. Samet Aybaba da bunu her zaman söylüyor : “Bu gençler böyle giderse işimiz zor!”. Ben, tribünden izleyen taraftarın “bu çocukta iş var” dediği ve ileride satışından para kazandıracak genç varsa ona yetenek derim. Bilinen yetenekli futbolcularımız arasında hangisi bir Sedat 3 olabilir ki! Genç bir futbolcu formayı aldığı zaman değerlendirmeli. Gündüz Tekin Onay, Eser Altıkardeşler’e 17 yaşındayken formasını giydirdi ve kaleye geçirdi. Ahmet Suphi, Semih, Erkan Öncel, Murat, Gürsel, Ali Nail ve diğerleri… Hepsi Türkiye’nin önemli kulüplerinde oynadı. Şimdiki genç futbolcuları hem fiziki hem de teknik olarak yeterli görmüyorum. En büyük şansları ise bence Samet Aybaba’dır. Bir önemli husus ta bizim yanı başımızda duran yetenekleri başkalarının görüp kadrosuna dahil etmesi. En son maçta, Ankaraspor’da Ediz ve Özer adında iki tane yetenekli genç oynadı. Bunlardan Ediz Bursa Merinos’tan gitmişti.

Tolga Çakar : Röportajımızın sonunda yeni nesil Bursasporlu arkadaşlarımızı da ilgilendiren ve hep merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum. Bugün televizyon ve gazetelerde takip ettiğimiz çok değerli Bursasporlu yorumcu büyüklerimiz var. Bizler belli bir yaşın üstüne geldiğimiz de acaba Bursaspor’u yorumlayacak kişiler aynı mı olacak? Şuanda câmiada bulunan isimler sizce yukarılara tırmanabilir mi?

Mustafa Özkeskin : Yorumcu olarak 3 isim saymak istiyorum: Mehmet Gerçeksi, Suat Paçacı ve İsmail Kemankaş. Bunların yanına, sunucu olarak görev yapsa da Burak Uçar’ı koyabiliriz. Ve tabii ki emek veren bazı arkadaşlarımızı da… Yenilerini bulup taraftarın önüne çıkarma şansınız yok. Bu sebeple taraftarın bu isimlere iyi sarılması lazım. Bu isimlerin dışında yorumları bilime dayanan, taraftara oynamayan, hümanist olan ve Bursa’da oturup ta okumaya veya dinlemeye değer bir kişi görmüyorum. İlerleyen yıllarda tabii ki bu durum değişir mi bilemem. Fakat bugün gördüğüm, örneğin Adnan Örnek, “Bursaspor’a talibim” diyor. 7 senedir altyapıda çalışıp, dünyanın birçok bölgesinde arama-tarama çalışması yaptı. Fakat yönetimin önüne sunup, bugün adından bahsettiren bir futbolcu yok. Anadolu’da, Lig A veya 3. Lig’te bir görelim öncelikle kendisini. Bursaspor ciddi bir konudur. Bizden biri gelsin demekle de Bursaspor deneme tahtasına çevrilemez

Uğur Çelikkol : Bizi kırmayıp değerli vaktinizi ayırdığınız ve sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Yer : Kozahan avlusu
Tarih : 24.05.2008
Röportaj - Düzenleme : Uğur ÇELİKKOL & Tolga Çakar
Bant Çözümü : Tolga Çakar
Fotoğraflar : Uğur ÇELİKKOL &Tolga Çakar

 

Bu röportaj 14508 sefer okunmuştur.

DİĞER RÖPORTAJLAR
 >> 02.12.2011   Michaël Chrétien Basser Röportajı
 >> 12.12.2010   Yılmaz Vural Röportajı
 >> 10.12.2010   Bursa''dan bir film geçti "Adı Aşk Bu Eziyetin"
 >> 10.08.2010   Milli Amigo Birol Röportajı
 >> 27.06.2009   Yeşil İnciler Röportajı
 >> 10.10.2008   Sarı Fırtına Vedat Vatansever Röportajı
 >> 02.09.2008   Kapalıçarşıda Bursaspor Sevgisi
 >> 18.08.2008   Gazeteci Levent Gencelli Röportajı
 >> 15.08.2008   Adnan Örnek Röportajı
 >> 11.07.2008   Okan Yılmaz Röportajı
 >> 06.06.2008   Mustafa Özkeskin Röportajı
 >> 17.12.2007   Fehmizat Bayraktar ile Bursa Ankara Kardeşliği üzerine Röportaj
 >> 15.12.2007   Bursasporlu taraftar dernek ve grup temsilcileri röportajı
 >> 09.05.2007   Hasan Bora Röportajı
 >> 07.11.2006   Sedat 3 Roportajı
 >> 16.02.2006   Miu ve Fresineanu Röportajı
 >> 01.05.2005   Bursaspor'un Kurucuları Röportajı

Tüm Röportajlar  

 
 12. Haftanın Maçı
Tarih: 19.11.2017
Stad: BURSA ATATÜRK STADYUMU
.
 Süper Lig Puan Durumu        
  Takım O G B M P
1 GALATASARAY A.Ş. 11 8 2 1 26
2 M.BAŞAKŞEHİR F.K. 11 7 2 2 23
3 BEŞİKTAŞ A.Ş. 11 6 3 2 21
4 KAYSERİSPOR 11 5 4 2 19
5 SİVASSPOR 11 6 1 4 19
6 BURSASPOR 11 5 2 4 17
7 FENERBAHÇE A.Ş. 11 4 5 2 17
8 GÖZTEPE 11 5 2 4 17

Tam  Liste »

.
.
 Anket        
Sizce 2016-17 sezonunda düşme korkusu yaşamamızın sorumlusu kimdir?
Bursaspor yönetimi
Bursaspor taraftarı
Bursasporlu futbolcular
Bursa basını
Yerel yöneticiler
Sonuçları İzle
.
.
 
.
Sponsorlar


    Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından sağlanmaktadır.

[Bursaspor.Net, Bursaspor Futbol Kulübünün Resmi Sitesi Değildir]
[© 2005-2015 Bursaspor.Net.Tüm hakları saklıdır]